Furkan Halit - Türk İnnovasyonu Bayraktar TB2 ile Birlikte Yeniden Doğu Avrupa'da

Türk İnovasyonu Bayraktar TB2 İHA'ları ile Doğu Avrupa'ya Geri Döndü

Bir Rosoboronexport yetkilisi, Rusya'nın askeri medya organlarında "Bayraktar Katili" ifadesi ile Rusya'nın Orion-E MALE İHA'larını ihracat için tanıtmaya başlayacağını belirtti. Türk-Rus stratejik ortaklığına ne oldu da Rus yetkililer Doğu Avrupa'da faaliyete geçmekte olan Türk yapımı İHA'ları imha etmekten bahsetmeye başladı? Tarihten alınacak bir anekdot bu rekabete çabucak ışık tutabilir. 17. yüzyıl ve sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya Çarlığı, Doğu Avrupa ve Balkanlar üzerinde bir rekabet içindeydi. Bu rekabet, çoğunlukla insansız hava platformları etrafında dönen askeri inovasyon pazarı aracılığıyla yeniden canlanıyor gibi görünüyor.

Macaristan, Letonya, Arnavutluk, Sırbistan ve Polonya gibi Doğu Avrupa ülkeleri, Suriye'deki kapsamlı operasyonlardan bu yana ön plana çıkan Bayraktar TB2 İHA'larına ilgi göstermekteydi. Bu İHA'ların sağladığı hava üstünlüğü, Pantsir-S1 ve S-200'ler gibi Rus hava savunma sistemlerinin çeşitli derecelerde hasar görmesi ve hatta imha edilmesi nedeniyle gündeme oturmuştu. İmha edilen hava savunma sistemlerinin askeri kayıtları viral olurken, Bayraktar TB2 İHA'ları dünyanın hemen hemen tüm bölgelerinde merak uyandırdı. Bu süreç, Baykar A.Ş. (Bayraktar TB2 İHA'larının üreticisi) ile Katar, Azerbaycan, Polonya ve son olarak Arnavutluk gibi ülkeler arasındaki çeşitli satın alma prosedürleri ve mutabakat  zaptları ile taçlandırıldı.

Baykar A.Ş.'nin ihracatı, bir Rus rakibi olan Ukrayna'nın 2019 yılında bu teknolojiyi ithal etmeye karar vermesiyle birlikte, 2020 yılında 12 adet Bayraktar İHA ve 3 yer kontrol istasyonunun 5 adet ilave ile 69 milyon dolara satın alınmasıyla bir kez daha dünya gündemine taşındı. Hava teknolojisi ve hassas sistemler üretmek için Ukrayna ve Türkiye arasında (Ukrspetsexport ve Baykar dahil) bir ortak girişim kuruldu. Türkiye'nin Ukrayna'ya yerli üretim insansız hava araçlarını Türkiye'nin müşterileri dışında ihraç etmek üzere satmasına izin verdiği iddia edildi. Bu, savunma endüstrisi için alışılmadık bir durum çünkü inovasyon kapasitesine sahip üreticiler genellikle bir ürünü uzun süre satmaya çalışır ve daha sonra bu sistemleri yalnızca 'iyi ortakların' satmasına izin verirler. Bu kadar çok ülkenin bu sistemlere olan ilgisini kamuya açıklamalarının bir nedeni bu olabilir. Türkiye, 2000'li yıllardan beri ABD ve bölgesel ortağı İsrail'den F-16'larını modernize etmek ve askeri sistemler üretmek için mücadele ediyordu. Ancak şu anda dünyanın takip ettiği projeler de bu yıllardaki tarihi mücadelelerin birer meyvesi olarak tanımlanmalıdır. Türk savunma sanayi işletmelerin çoğu 1990'larda üretim kapasitesi savunma sektörüne ayrılmış birkaç sanayi bölgesi ile geliştirildi. Özetle, ATAK (taktik keşif ve taarruz helikopteri), ALTAY (ana muharebe tankı) ve FIRTINA (kundağı motorlu topçu) gibi geçmişi 1990'larda olan birçok proje, gelecekte bu tür bir ihracat başarısına sahip olabilir.

Doğu Avrupa'nın Baykar'ın İHA'larına olan ilgisi, 2020'deki Dağlık Karabağ çatışmasından sonra daha belirgin hale geldi. Azerbaycan'a sunulan Bayraktar TB2 İHA'ları aracılığıyla sunulan Türk yardımı, devletlerarası bir çatışmanın gidişatını önemli ölçüde değiştirdi. Uzmanların çoğu İHA'ların devlet ordularına karşı terörist veya milis gruplara karşı olduğu kadar etkili olmayacağını iddia ettiğinden, bu durum askeri uzmanlar için bile neredeyse bir şok yarattı. Ermeni ordusunun Azerbaycan Bayraktar TB2'lerine karşı çaresizliği, bu askeri sistemlerin potansiyelini adeta dış dünyaya tanıtmış ve bu da askeri tedariklere hız kazandırmıştır. Sırbistan ve Kazakistan gibi bazı ülkeler, topraklarını güvence altına almak için bu sistemleri ithal etme konusundaki ilgilerini beyan etmiştir. Ancak ihracattaki gelişme 2021 yılında eyaletlerin çoğunun siyasi yükleri aşması ve taleplerini diplomatik kanallardan yürütmesi ile gerçekleşti. Polonya, Bulgaristan, Macaristan, Letonya, Arnavutluk ve Sırbistan Cumhuriyeti gibi Doğu Avrupa ülkeleri, Bayraktar TB2'leri satın almakla ilgilendiklerini kamuoyuna açıkladılar. Polonya ve Türkiye, bu açıklamaların ortasında, teslimatları önümüzdeki yıl başlayacak 24 adet Bayraktar TB2 İHA için bir tedarik anlaşması imzaladı. Bu 24 adetlik tedarik anlaşması, eğitim ve tanksavar füzeleri ve bu sistemleri yönetmek için gerekli en az 3-5 yer kontrol istasyonu ile fiyatın 100 milyon doları kolayca aşacağı anlamına geliyor. Savunma sektörü AB ve NATO üyelerinin bu insansız hava sistemini satın almasını analiz edip kavramaya çalışırken, Arnavutluk da 9 milyon doların üzerinde bir satın almayı doğruladı. Bu da en az 2 Bayraktar TB2'nin ihraç edileceği anlamına gelmektedir. Letonya Savunma Bakanı'nın Haziran ayı başında Baykar A.Ş. genel merkezini ziyaret etmesi, bu ülkenin Bayraktar TB2 İHA'ları ithal edecek bir sonraki ülke olabileceği algısını yarattı.

Ancak Türk askeri sistemlerine olan ilgi ne Bayraktar TB2'ler ne de Doğu Avrupa ile sınırlı değildir. Suudi Arabistan, Fas, Somali ve Mısır gibi birkaç Afrika ve Orta Doğu ülkesi, bu askeri İHA'larla ilgili gelecekteki satın alımlara dair sinyaller göndermiştir. Bu detaylar, Türk askeri etkisinin teknoloji açısından mevcut durumuna ışık tutuyor. Ayrıca, Yunanistan ve Rusya gibi bazı devletleri tehdit edebilecek olası genişleme yönlerine işaret edebilir. Türkiye'nin askeri teknolojisini Afrika'ya yayması, Halife Hafter kuvvetlerinin bu İHA'ların önemli katkısı ile yenilgiye uğraması nedeniyle Fransa için önemli sorunlara neden olmuştu. Bu süreç, Fas (Batı Sahra), Somali, Etiyopya ve Sudan gibi egemenlik sorunları olan diğer Afrika ülkelerinde de aynı potansiyel etkiyi doğurabilir. Bu topraklarda artan Türk nüfuzu, Avrupa ve ABD'nin bu bölgedeki kazanımlarını engelleyebilir ve bu devletleri statükoya meydan okumaya teşvik edebilir. Savaşta kanıtlanmış askeri sistemler, bu zayıf devletlerin topraklarını kontrol etmeleri ve topraklarındaki terörist faaliyetlere karşı savaşmaları için bir fırsat yaratabilir. Türk, Irak, Afgan ve Suriye topraklarındaki Türk askeri deneyimi, Türkiye'nin bu devletlere yönelik artan nüfuzunu ve güvenini de güçlendirebilir. Türkiye'nin Fas, Tunus, Somali, Sudan ve Ruanda ile yaptığı satın alma anlaşmaları yoluyla askeri teknoloji pazarını Afrika'ya genişlettiği biliniyor. Avrupalı ​​liderler ve Rusya, bu durumun Doğu Avrupa'ya da yansıyabileceğinden endişe duyabilir.

Diğer bir endişe ise Yunan topraklarının önümüzdeki on yılda Türk İHA'ları tarafından çevrelenme ihtimalidir. Doğu Avrupa'daki Bulgaristan, Letonya, Macaristan ve Sırbistan Cumhuriyeti gibi potansiyel alıcıların tamamı Bayraktar TB2 İHA alımlarını tamamlarsa, Yunanistan'ın 4 kıta komşusundan 3'ü ve Rusya'nın 4 Avrupa komşusundan 2'si kendi ülkelerini bu sistemlerle koruyacak. Bu durum, bölge ülkelerinin topraklarını savunmak için Batılı devletlere olan mevcut bağımlılıklarını değiştirebileceğinden, Doğu Avrupa'nın askeri dengesinde sorunlara neden olabilir. Ayrıca, 2020'deki Suriye ve Azerbaycan vakaları, Bayraktar TB2'nin sadece taktik keşif ve savunmak için kullanılmadığını, aynı zamanda saldırı görevlerinde de çok etkili olduğunu kanıtladı. Bu durum, Türk askeri İHA'larının bu bölgelerdeki hücum-savunma dengelerini etkileyeceğini ortaya koymaktadır. Statükodaki bu değişiklikler, Fransa'nın askeri teknoloji açısından Türkiye'nin nüfuzunu reddetmesiyle AB ve NATO'da birkaç siyasi çalkantıya yol açabilir. Sonuç olarak, Polonya ve Arnavutluk ile yapılan askeri tedarik anlaşmaları, Avrupa güvenlik tartışmalarında önümüzdeki on yılda kalıcı bir etki yaratma potansiyeli olan başka bir boyut yarattı.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum yapın