Tarihin akışını değiştiren savaş teknolojisi: Füzeler

Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaşın ardından dünya medyasının manşetlerinde her gün farklı isimlerde füzelerin kullanıldığını duymaya başladık. Peki hangi füze nasıl çalışıyor ve nasıl sınıflandırılıyor? Detaylar haberimizde.

Temel olarak bir hedefi vurma amaçlı atılan herhangi bir nesne, füze olarak tanımlanabiliyor. Örneğin uçan bir kuşa atılan bir taş da teknik olarak roket olabiliyor.

Kuş, yeteneklerini kullanarak sağa, sola, yukarı veya aşağı uçarak; taşın, yani füzenin yörüngesinden kaçabiliyor. Bu durumda roket etkisiz oluyor.

Ancak bu taşa teknoloji yardımı ile hızlı tepki değiştirme yeteneği verilir ve kuşa göre hareket etme yetisi kazandırılırsa, işte bu durum, taşı güdümlü bir füzeye dönüştürüyor.

Yani bir rokete enerji kaynağının dahil edilmesi, hareketi için gerekli kuvvetin sağlanması ve etkili manevra (kontrol) kazandırılması, onu güdümlü bir füze haline getiriyor.

Ancak bu basit örneklem, teknolojiyle dönüşüme giren füzeleri anlatmak için elbette yeterli değil.

Şimdi adım adım, farklı nesillerdeki füze teknolojisinin gelişimini inceleyelim...

Kökenleri Çin'deki barut güdümlü fişeklere dayanan füzelerin operasyonel bir şekilde kullanıldığı ilk modern örnekleri Almanların İkinci Dünya Savaşı'nda kullandığı V-1 füzesi ve V-2 roketleri.

Ancak bu örnekler bugün bildiğimiz füze teknolojisinin çok uzağında.

Mevcut füzeler, arayıcı başlıklarının bugüne kadar geçirdiği gelişim sürecine bağlı olarak beş nesil halinde sınıflandırılıyor.

Birinci nesil füzeler ilk kısa menzilli füzeler olarak tanımlanıyor. ABD yapımı Sidewinders ve Rus yapımı K-13 füzeleri bu dönemin ilk örnekleri.

Bu füzeler 30 derecelik dar görüş alanına sahip kızılötesi arayıcılar kullanıyordu.

İkinci nesil füzelerde arayıcı başlıkların kabiliyetleri artırılmış ve görüş alanı 45 dereceye kadar çıkarılmıştı.

Üçüncü nesil füzelerde var olan çok hassas güdüm sistemleri, hedefin arkasında konumlanma zorunluluğunu ortadan kaldırdı.

Tüm yönlerden hedefe ateş etme imkânı veren bu füzelerin sağladığı görüş açısı koni şeklinde bir alanla kısıtlı kalsa da, güdüm sistemlerinin gelişmesi
açısından çok değerliydi.

Bu nesilde görüş açısı kabiliyeti 60 dereceye kadar çıktı.

Dördüncü Nesil füzelerin ilk örneklerinden biri R-73. Bu nesil füzeler gelişmiş arayıcı teknolojileriyle Flare gibi kızılötesi önlemlere (IRCM) karşı daha yüksek direnç sergileyebiliyordu.

Bu kez görüş açısı 120 derecelik bir açıya ulaşmıştı. Bu dönemde üretilen füzelerin sahip olduğu yüksek görüş açısı, çoğu uçağın radarından daha iyi sonuçlar verdi.

Bu durum kaska monte edilen görüş cihazlarının geliştirilmesi fikrini ortaya çıkardı. Ayrıca bu füzeler diğerlerine kıyasla çok daha çevik hareket edebildi.

Beşinci nesil füzeler çok daha gelişmiş güdüm sistemlerine (özellikle kızılötesi güdüm sistemleri) sahip.

Hedefi bir ışık noktası ya da huzmesi olarak gören diğer füze tiplerinden farklı olarak yeni sinyal işleme ve sensör teknolojileriyle hedefteki uçağı bir bütün olarak tasvir edebiliyor.

Yaydığı kızılötesi ışınlar sayesinde füzeyi yanıltmayı amaçlayan IRCM (Kızılötesine karşı tedbir) sistemlerine karşı kendi IRCCM sistemleri bulunuyor. Bu nedenle yanıltılması çok zor.

Özetle nesli ne olursa olsun tüm füzeler, patlayıcı bir savaş başlığını yüksek hızda büyük bir doğrulukla göndermek için tasarlanmış roket güdümlü bir silah türü.

Amaçlarına ve yapılarına göre de füze çeşitleri arasında farklar bulunuyor. En genel iki ayrım balistik ve taktik füzeler.

Balistik Füzeler

Balistik füzeler genellikle kısa menzilli ,orta menzilli, orta menzilli ve kıtalararası balistik füzelerden oluşuyor.

Balistik füzeler isimlerini izlediği yoldan alıyor. Yani fırlatıldıktan sonra balistik bir yörüngede hareket ettikleri için bu isimle anılıyor.

Bu silahların amacı sahibini riske atmadan taşıdıkları savaş başlığını hedeflenen bir noktaya ulaştırmak.

Bu savaş başlığı konvansiyonel olarak isimlendirilen klasik bir patlayıcı olabileceği gibi nükleer, kimyasal, biyolojik savaş başlıkları da olabiliyor.

Füzelerin taşıma kapasitesi değişkenlik gösterebiliyor. Yalnızca tek bir savaş başlığı taşıyabilen füzelerin yanında birden fazla savaş başlığı taşıma kapasitesine sahip balistik füzeler de bulunuyor.

Balistik füzeler menzillerine göre ayrılıyor.

Son günlerde medyada sık sık karşımıza çıkan İskender Füzesi de bu füze türü altında bulunuyor.

İskender Füzesi, Rus yapımı balistik bir füze sistemi. Daha çok kısa menzilli atışlarda tercih ediliyor. İlk olarak 2006 yılında üretime sunulan füze, 415-500 kilometre menzil, 6-50 kilometre arası uçuş irtifası ve radara görünmeme gibi özelliklere sahip.

Balistik füzeler genelde durdurulması en zor silahlardan biri olarak kabul ediliyor.

Bunun sebebi çok yüksek irtifalara kadar yükselip daha sonra yerçekiminin etkisiyle çok büyük süratlerle dalışa geçmelerinden kaynaklı. Bunun yanında tespit edilmeleri de oldukça güç.

Taktik güdümlü füzeler

Taktik güdümlü füzeler genellikle fırlatma platformunun ve hedefin konumuna göre sınıflandırılıyor.

SavunmaSanayiST.com'a göre havadan havaya, havadan karaya, karadan havaya, gemisavar ve tanksavar veya saldırı olmak üzere beş türü var.

Kara-Kara füzelerinin Balistik füzelerden farkı, balistik füzeler kadar yüksek irtifaya çıkamaması ve uzun menzile sahip olmaması.

Bu tür füzeler genellikle konvansiyonel harp başlıklarına sahip olup güdümlü topçu roketi olarak da düşünülebilir.

Amaçları daha çok belli bir alanı örneğin bir kışlayı, askeri hava üssünü, teröristlere ait bir eğitim veya barınma kampını vs. ateş altına almak.

TRG-300, TRG-122, MGM-140 Atacms gibi füze sistemleri örnek olarak verilebilir.

Hava-Kara füzesi İngilizce’de Air-To-Surface olarak sınıflandırılıyor. Hareketli veya sabit kara ve deniz hedeflerini imha etme amacıyla kullanılıyor.

Seyir füzesi, Anti-Radyasyon füzesi ve Gemisavar füzesi de bu kategorinin alt başlıklarında yer alıyor fakat gerek güdüm sistemleri, gerek menzilleri, gerek çalışma prensipleri sebebiyle bunlardan hiçbirine uymayan fakat havadan karaya atılan füzelerde mevcuttur.

AGM-65 Maverick ve Cirit füzeleri bunlara örnek olarak verilebilir.

Seyir Füzesi balistik füzeler gibi kullanıcısına büyük bir caydırıcılık kazandırıyor. Bu füzelerin temel amacı yüksek askeri değere sahip stratejik noktaları, hava savuma sistemlerini, durağan veya hareketli kara ve deniz hedeflerini yüksek hassasiyetle vurmak.

Üzerinde envaiçeşit güdüm sistemi bulundurmakla beraber havada anlık hedef değişikliği gibi çok özel yeteneklere sahip. Boyutları, harp başlıkları, hızları, menzilleri, ekstra diğer bazı özellikleri gibi dinamikler değişkenlik gösterebiliyor.

Yerli ve milli olarak geliştirilen SOM füzeleri, seyir füzelerinin örnekleri arasında.

Hava-Hava füzesi adından da anlaşılacağı gibi hava araçlarından atılan ve hedefleri düşman hava araçları olan füze çeşitleri. Güdüm sistemlerine göre ve menzillerine göre ayrılıyorlar. Genel olarak iki temel güdüm sistemleri vardır. Bunlar kızılötesi güdüm ve radar güdümü.

Kızılötesi güdüm sayesinde füzeler hedef almaları istenen hava araçlarından çıkan ısıya karşı duyarlı hale geliyorl. Yani fırlatıldıktan sonra düşman unsurunun yaydığı ısıyı takip ediyor. Flare denilen ateş topları sayesinde bu füzelerden kaçınma yapmak mümkün.

Radar güdümü ise pasif, yarı-aktif ve aktif olmak üzere 3’e ayrılıyor. Bu güdümün çalışma mantığı füze için hava aracının radarından atılan kilidi muhafaza etmek suretiyle bu radardan gelen veriler ışığında veya füzenin kendi radarından elde ettiği veriler ışığında havada gerçek zamanlı olarak füzenin yönlendirilmesini sağlamak üzerine.

Gökdoğan ve Bozdoğan füzeleri, AIM-120 Amraam ve AIM-9 Sidewinder gibi füzeler örnek olarak verilebilir.

Hava Savunma Füzesi ve Anti Balistik Füze

Hava savunma sistemleri çok genel bir ifadeyle bir ülkenin toprakları ve karasuları üzerinde kalan hava sahasının yabancılara ve gelebilecek tehditlere karşı kontrol edilmesini ve korunmasını sağlayan sistemler.

Bu sistemlerin hedefleri döner veya sabit kanatlı hava araçları, seyir füzeleri, karadan karaya atılan füzeler ve balistik füzeler.

İrtifalarına ve menzillerine göre ayrılmakla beraber bazı füzeler yalnızca hava araçlarına karşı, bazı füzeler ise yalnızca balistik füze gibi silahlara karşı olmak üzere de ayrılabiliyor.

S400, Patriot, Hisar, Siper, Iron Dome vs. gibi sistemlerde kullanılan füzeler bu başlık için örnek olarak gösterilebilir.

Anti-Radyasyon füzesi ya da daha kolay anlaşılacak şekilde “Anti-Radar” füzeleri. Pasif radar güdüm sistemi sayesinde radyasyonun yoğun olduğu noktaya yönelerek kara ve denizlerde konuşlu radar statülerini imha etmek amacıyla kullanılıyor. SEAD olarak kısaltılan “Hava Savunma Baskısı” görevlerinde kullanılmak üzere geliştirildiler.

AGM-88 HARM füzesi örnek olarak verilebilir.

Tanksavar (ATGM) füzesi adından da anlaşılacağı üzere tank ve zırhlı araçlara karşı geliştirilmiş olup aslında patlayıcı ile etki etmekten daha çok, hedef aldığı platformun zırhını delmeyi amaçlıyor.

Bu sayede örneğin tank mürettebatının bulunduğu bölüme kadar gelen harp başlığı görece küçük bir patlayıcı içermesine rağmen koca bir tankı içinde ki mürettebatla birlikte imha edebiliyor.

Umtas, Omtas, Javelin, Kornet, Tow vs. örnek olarak sayılabilir.

Gemisavar füzesi veya diğer adıyla anti-gemi füzesi, gemilere karşı kullanılan güdümlü füzeler.

Bu füzeler gemilerden, karadan, kara araçlarından, denizaltılardan, uçaklardan ve helikopterlerden atılabilir.

Atmaca, Harpoon, YJ-81 gibi füzeler örnek olarak verilebilir.

Kaynak: TRT Haber

Yorum yapın